Giresunspor.Net - Herkes Sever Biz Taparız!
FETÖ’nün futbolcuları / Oray Eğin / Sözcü - Yazdırılabilir Sürüm

+- Giresunspor.Net - Herkes Sever Biz Taparız! (http://www.giresunspor.net/forum)
+-- Forum: Giresunspor.Net Forumları (http://www.giresunspor.net/forum/forumdisplay.php?fid=1)
+--- Forum: Medya Takip Merkezi (http://www.giresunspor.net/forum/forumdisplay.php?fid=5)
+--- Konu: FETÖ’nün futbolcuları / Oray Eğin / Sözcü (/showthread.php?tid=681)



FETÖ’nün futbolcuları / Oray Eğin / Sözcü - GiresunsporNet - 14-08-2016

Alıntı: Futbol dünyasında kim FETÖ'cü kim değil? Aslında bu soruyu medyaya da uyarlayabiliriz. Hem herkes FETÖ'cü, hem hiç kimse değil. Örgüt yıllarca kendisini bu şekilde yaydı. Bir yanda kendisine körü körüne bağlı isimler vardı, bir yandan da yıllar içinde temasla kendi yanlarına çektikleri… Ekrem Dumanlı örgütün kendi içinde yetişti mesela, Ferhat Boratav ise saat-kalemle kandırıldı. Ama ikisi de bir şekilde FETÖ'ye hizmet etti.
Futbolda da durum aynı; bazıları gönüllü, bazıları gönülsüz FETÖ'cü. Yıllardır Gülen örgütünün bazı futbolcuları ele geçirdiğini biliyoruz. Övünmek için söylemiyorum ama 90'ların sonunda Radikal'e düzenli olarak bu süreci bir ben yazdım; sonradan Radikal'in de FETÖ'ye emanet edilmesi ironik değil mi?
Zaman Gazetesi yıllarca “Yılın Sporcusu” ödül töreni düzenleyip kendisine futbol dünyasında bir yaşam alanı buldu. Cemaat'in Galatasaray'da yayılmasının mimarı İsmail Demiriz (Sarı İsmail) oynamadığı yıllarda bile gazetenin anketinde yılın futbolcuları arasında sayılırdı. Sonradan Uğur Tütüneker misyonu devralıp genç futbolcuları devşirdi; bir akşam evine söyleşiye gittiğim Okan Buruk'u çat kapı ziyarete gelen de oydu. Bağlantıyı tam kuramamıştım ilk başta.
Hakan Şükür zaten Gülen'i ilk nikahında şahit yapmıştı, ardından dönemin futbol şubesi sorumlusu Adnan Polat'ın onu takımdan tam da bu örgütlenme yüzünden yolladığı konuşulmuştu: Torinolu Şaban boşuna çıkmadı.


Zamanla Cemaat'in ağları Arif Erdem, Okan Buruk, Hakan Ünsal, ardından da Emre Belözoğlu'na uzandı. Önceki gün CNN Türk'te konuşan Hakan Ünsal (nam-ı diğer Küçük) bütün FETÖ dönmeleri gibi örgütün ne olduğunu bilmediklerini, fakirlere yardım ettiklerini falan anlatıyor. Halbuki hepsi neyin içinde olduklarını, kime ‘hizmet' ettiklerini biliyorlardı. Futbolculuk kariyeri bittikten sonra Hakan Ünsal nasıl Hürriyet'e köşe yazarı yapıldı? FETÖ'ye sadakatin yol-su-elektrik olarak döneceğini biliyorlardı.
FETÖ, Galatasaray'a örgütlendi çünkü diğer büyük takımlar hariç Galatasaray buna izin verdi. Süleyman Seba uzun yıllar Beşiktaş'ı, Aziz Yıldırım da Fenerbahçe'yi korudu. Ama iki takım da sızıntıdan nasiplerini aldı: Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'a transferi, İhsan Kalkavan'ın yönetici yapılması…

Emre Belözoğlu'nun Fenerbahçe'ye transferinden sonra Aziz Yıldırım'ı tasfiye etmeyi amaçlayan kurmaca şike davasıyla geldi. O dönem bu transferin sıradan olmadığını yazdığımda Belözoğlu bana küsmüştü.

Sızıntı, Cemaat'in dergisinin adı. Ama yöntemlerinin de itirafı aynı zamanda.

FETÖ yabancıları da kontrol altına aldı, kandırdı. Karl Heinz Feldkamp bir dönem Zaman'a köşe yazdı, Alzheimer hastası olmasına rağmen ikinci kez Galatasaray'ın başına getirildi. Asıl amaç onun üzerinden Abdullah Avcı'yı takıma yerleştirmekti. 2011 gibi Cemaat'in Abdullah Avcı sevdası doruğa çıkmış, onu Milli Takım'ın başına getirme operasyonu da başlamıştı.

Fatih Terim'in bağlantılarını hiç konuşmuyoruz ama…

Erdoğan'a bağlılığını geçtiğimiz günlerde deklare eden Arda Turan'ın sırtındaki 66 numaralı formanın nedenlerinden biri de Arif'in yıllarca sırtında taşıdığı 6 numaralı formaydı. Turan'ın yakın arkadaşı Acun Ilıcalı da medya imparatoru olmadan önce kariyerine spor muhabiri olarak başlamış, Adnan Hoca'dan Fethullah Hoca'sına epey bir savrulup sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın safında karar kıldı. Umarım yakın arkadaşı Gökhan Şükür'ü satmamıştır bu arada.

Arda'nın oyunculuğu deneyen hafif kilolu kardeşi (otter?) Okan Turan da Instagram hesabında FETÖ'nün yemeği maklube fotoğraflarını övgüyle paylaşıyordu. Herhalde daha silmediyse, şimdi siler.

Geçenlerde Amerika'nın stil ikonu basketbol oyuncusu Russell Westbrook'un maklube yediğini gördüm. Takım arkadaşı Enis Kanter (şimdiki soyadı Gülen değil mi) davet edip pişirmiş. Yıllarca basketbolun ‘kolej takımı' olduğu için dinciliğe korunaklı olduğu, basketbolcuların daha eğitimli, bilinçli olduğu konuşulurdu. Bu yüzden de bir FETÖ tehlikesi söz konusu değildi sanki. Sonra bir sabah Enes Kanter şokuyla uyandık: Üstelik belediye takımında değil, NBA'de en büyük yıldızlarla oynuyordu.

FETÖ'nün futbolcuları yurtdışında pek başarılı olmadı ama NBA'de kendisine sadık bir yıldızı var örgütün.

Devlet içinde örgütlenmelerinin amacını anlayıp da FETÖ'nün futbolda, basketbolda ne aradığını merak edenler…

İktidar savaşı sadece tek bir meydanda verilmiyor, ‘soft power'ın yani kültürel etkinliğin de önemini FETÖ çok önceden keşfetti. Geçen hafta Enes Kanter'in soyadını değiştirmesi bütün Amerikan medyasında FETÖ'ye sempatiyle yaklaşan haberlerde yer aldı; tek bir basketbolcunun sağladığı reklam parayla satın alınamaz.
Boşuna bu bir propaganda savaşıdır demiyorum.



FATİH ALTAYLI'NIN GS SAVAŞI
Galatasaray'da Fethullah Gülen'in örgütlendiğini gören ve buna karşı tedbir almak isteyen kişi kimdi dersiniz? Şimdi hafızamızdan çıktı ama bir dönem Galatasaray'da ikinci başkanlık görevinde bulunan Fatih Altaylı.
O dönem Cihangir liberallerinden etkilenen bir genç gazeteci olarak yüzüne karşı sormuştum:
“Siz takımdan inançlı insanları silmeye mi çalışıyorsunuz” diye. Çünkü Galatasaray pek de ikna edici olmayan bir gerekçeyle Hakan Ünsal'ı yollamaya karar vermişti.
Fatih Altaylı'nın yanıtı: “Türkiye ne kadar Müslümansa, biz Galatasaray’ın da o kadar Müslüman olmasını istiyoruz.”
Aynı soruyu ters döndürerek Hakan Ünsal'a da sormuş şu yanıtı almıştım:
“Şimdi evet, o şekilde bir denklem var. Baktığınızda yabancı futbolcular da gitti ama giden Türk futbolcular içinde büyük bir çoğunluğu bu dediğiniz şekilde olabilir. ‘Kesin böyledir,' demek de pek doğru olmaz. Ama hakikaten de böyle bir uyum var. Ben böyle bir düşüncenin çok tehlikeli olduğuna inanıyorum. Türkiye'nin şu anda bulunduğu ortam itibarıyla böyle bir niyetle futbolcuları göndermeleri çok tehlikeli olabilir bence. Çok hassas bir noktada duruyoruz. Çok ince bir köprü üstündeyiz. Böyle bir düşüncenin olacağını tahmin etmiyorum ve umarım ki öyle bir şey değildir. İnşallah.”
Sonraki yıllarda ne oldu peki?
Tabii ki kendi omurgasızlığının ve bilgisizliğinin de etkisi var ama sonuçta Fatih Altaylı sistematik bir şekilde Cemaat tarafından hedefe oturtuldu; kendi gazetesini FETÖ'cüler ele geçirirken pasifize edildi. Kasetlerle vuruldu, özel hayatına dair belaltı vuruşlar, sızdırmalarla sindirildi.
Hakan Ünsal ise artık itirafçı!

Oray Eğin
14 Ağustos 2016

http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/oray-egin/fetonun-futbolculari-1351390/